https://tekadergisi.com/index.php/pub/issue/feedToplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisi2026-01-06T04:35:34+03:00Editoreditor@tekadergisi.comOpen Journal Systems<p>Dünyada insani, sosyal, kültürel ve pedagojik sorunların giderek arttığı bir dönemde yayın hayatına başlayan <strong>Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları </strong><strong>Dergisi (Journal of Society, Education and Cultural Research) (<a href="https://portal.issn.org/resource/ISSN/2979-9929" target="_blank" rel="noopener">ISSN: 2979-9929</a>)</strong>; genelde toplum, özelde ise eğitim ve kültür kavramları ekseninde akademik yayınlar yapmayı, bu alanlarda mevcut durum ve yaşanan sorunlarla ilgili yapılan bilimsel çalışmaları geniş toplum kesimleriyle buluşturmayı amaç edinmiştir.</p> <p><strong>Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları (TEKA)</strong> <strong>Dergisi;</strong> uluslararası, çok disiplinli, çift kör hakemli bir dergidir ve açık erişim olarak yayımlanır.</p> <p>Dergi; toplum, eğitim ve kültür alanlarında Türkçe ve İngilizce yapılan çalışmaların ve araştırma bulgularının yayımlanması amacıyla kurulmuştur.<br /><br /><strong>Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisi;</strong> Nisan, Ağustos ve Aralık ayları olmak üzere yılda üç kez yayımlanır.</p>https://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/92Beşinci Yıla Girerken: Eğitim, Yapay Zekâ ve Değerlendirme 2026-01-06T04:24:44+03:00Mehmet ŞİŞMANeditor@tekadergisi.com<p>Değerli Okurlar,<br>Aralık 2022’de yayımlanmaya başlayan TEKA dergimiz, Aralık 2025 sayısıyla dördüncü yılını tamamlayıp Ocak 2026 itibarıyla da beşinci yılına girmiş bulunmaktadır. Geçen dört yıllık sürede dergimize ilgi gösteren bütün yazar ve okuyucularımıza teşekkür ediyoruz. Sizlerden aldığımız destekle güçlenerek yayın hayatımıza devam ediyoruz. Dergimizin bundan önceki Nisan 2025 sayısında ağırlıklı olarak eğitimde yapay zekânın kullanımıyla ilgili makaleler yer almıştı. Takip eden bu sayıda ise eğitimde sınav konusuyla ilgili makalelere yer vereceğimizi belirtmiştik. Buna bağlı olarak bu sayıda eğitimle ilgili ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan sınavlarla ilgili birer makale yer almıştır. Yapay zekâ araçları, eğitimde araştırma, planlama, öğretim ve öğrenme süreçlerinde olduğu gibi sınav hazırlama süreçlerinde de kullanılabilmekte; dolayısıyla eğiticilerin vereceği talimatlar doğrultusunda söz konusu araçlar, sınav sorularını hazırlayabilmektedir. <br>Sınav söz konusu olduğunda genel olarak yazılı ve sözlü sınav olmak üzere bir sınıflama yapılır. Yazılı sınavlarla ilgili olarak da farklı soru tiplerine bağlı kategoriler oluşturulur. Bunlardan en yaygın olarak kullanılan, kâğıt ve kaleme dayalı çoktan seçmeli sorulardan oluşan testlerdir. Söz konusu testler, çeşitli yönlerden eleştirilmekle birlikte uygulamacılara sağladığı bazı kolaylıklar nedeniyle tercih edilmektedir. Bunların yanında öğrenciler tarafından hazırlanan yazılı ödevler ve dokümanlar da değerlendirme aracı olarak kullanılabilmektedir. Ancak yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık ödev hazırlamada da yoğun olarak yapay zekadan yararlanılabilmektedir. Bu durumda ortaya konulan ürünün ne kadarının öğrenci, ne kadarının yapay zekâ tarafından hazırlandığı, önemli bir tartışma konusu olmakta; bunları değerlendirme durumunda olan eğiticilerin işleri de giderek zorlaştırmaktadır. <br>Dergimizin bu sayısında beş makale ile bir kitap tanıtımı yer almaktadır. Bu sayıda yer alan makalelerden ilkinde, eğitim alanında uluslararası mahiyette uygulanan sınav ve değerlendirme sistemlerinden PISA, TIMSS ve PIRLS uygulamaları ele alınmıştır. Makalede bunların tarihçesi, kapsamı, ölçtüğü yetkinlikler/beceriler, uygulanan yaş grubu gibi hususlar özetlenmiştir. Söz konusu sınavların Türkiye’deki uygulamalarının tarihçesi ile Türkiye’nin uluslararası sıralamalardaki durumu da ele alınarak karşılaştırmalı biçimde incelenmiştir. <br>İkinci makalede Türkiye’de eğitimde uygulanan merkezi sınavlar, Milli Eğitim Bakanlığınca yakın zamanda geliştirilen ve uygulanmaya başlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) kapsamında ele alınmıştır. TYMM, eğitimde ahlak ve erdemi merkeze almakta, öğrenme kazanımlarını (müktesebat) “erdem-değer-eylem” çerçevesi içinde açıklamaktadır. Makalede eğitimde merkezi olarak uygulanan bazı sınavlar, Milli Eğitim Temel Kanununda yer alan eğitimin temel amaçları ve ilkeleri yanında TYMM’de öngörülen amaç ve kazanımlar açısından karşılaştırmalı biçimde ele alınmıştır. Bu bağlamda TYMM’nin nihai hedefinin, yetkin ve erdemli bireyler yetiştirmek olduğu noktasından hareketle ölçme ve değerlendirme sistemlerinde sadece akademik yetkinliklerin değil, ahlaki meziyetleri ifade eden erdemlere ilişkin öğrenme kanıtlarının da değerlendirme kapsamına alınması önerilmektedir. <br>Üçüncü makalede, Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2023 Eğitim Vizyonu (2018) belgesi ile OECD’nin Başarısızlığa Son: Eğitimde Eşitliğe Doğru On Adım (No More Failures: Ten Steps to Equity in Education-2007) raporu karşılaştırılarak MEB’in “politika öğrenme” bağlamında söz konusu belgenin hazırlanmasında adı geçen OECD raporundan ne ölçüde yararlanmış olabileceği incelenmiştir. İnceleme sonucunda bazı noktalarda iki doküman arasında benzerlik ve farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. <br>Dördüncü makalede, bir üniversitede bir grup öğrenci üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına dayalı olarak öğrencilerin kurumsal aidiyetini etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Söz konusu faktörler, akademik, sosyal, kültürel, duygusal, kişisel, coğrafi-fiziki çevresel olmak üzere altı başlık altında ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır.<br>Beşinci makalede olağanüstü dönem ya da kriz dönemi olarak da nitelendirilen Covid-19 salgını sürecinde okullarda görev yapan öğretmenlerin kuruma/okula ve işe yabancılaşma durumu ele alınmıştır. Yabancılaşma, insanın içinde bulunduğu ortama ve diğer insanlara karşı bağlılık ve aidiyet duygusunun zayıflamasını ve yok olmasını ifade eden bir kavram olarak daha çok sosyolojik ve psikolojik çalışmalarda gündeme gelmekte olup bu konudaki çalışmaların geçmişi, G. W. H. Hegel ve K. Marks’a dayanmaktadır. Kapitalist toplumun ve sanayi toplumunun temel kavramlarından biri fabrika olup bu bağlamda yabancılaşma konusu, sanayileşme sürecinde fabrikalarda/işletmelerde çalışan insanlar yönünden ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bu makalede öğretmenlerin, Covid 19 sürecinde uzaktan öğretim yöntemlerini kullanarak fiziki anlamda bir süre okullarından uzak kalmalarının onlar üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. <br>Dergimizin bu sayısında, Türk dili tarihi ve kültürü açısından önemli olan bir kitabın tanıtımına yer verilmiştir. Bu eser, Kaşgarlı Mahmut’un Türkçenin ilk sözlüğü olarak kabul edilen Divan u Lügat’it Türk adlı eseridir. Onbirinci yüzyılda telif edilen bu kitabın tanıtımı yapılan baskısı, M. S. Kaçalin ve M. Ölmez tarafından yayına hazırlanmıştır. Türkçemizin ilk lügati olma özelliğini taşıyan eser, sadece bir dil öğretim ve öğrenme aracı olmayıp Türkçemiz ve kültür tarihimiz yönünden temel eserler içinde yer almaktadır. Kitabın tanıtımını yapan yazar, kitabı ve bölümlerini tanıttıktan sonra Kaşgarlı Mahmut’un “Türk dilini öğreniniz, çünkü onların uzun sürecek egemenlikleri vardır” sözünü hatırlatmıştır. Bugün Türkçemiz, dünyada daha çok insan tarafından konuşulan ve öğrenilen bir dil olmaya devam etmektedir. <br>Türkçemiz, dünyanın en eski, en köklü ve zengin dillerinden biri olup Türkiye Yüzyılı vizyonuna bağlı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle UNESCO’nun Özbekistan’daki 3 Kasım 2025 tarihindeki 43. Genel Konferansında alınan kararla 15 Aralık tarihi, Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak kabul edilmiştir. Bu tarih, Türk dilinin ilk yazılı belgeleri olan Göktürk Kitabelerinin yazıldığı alfabenin Danimarkalı bilim insanı W. Thomsen tarafından 15 Aralık 1893’te okunduğu tarihe tekabül etmektedir. <br>Geçtiğimiz aylarda çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından bilim, sanat, kültür alanlarındaki çalışmalarla ilgili çeşitli ödüller verilmiştir. Bunlardan 2025 yılıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, YÖK Üstün Başarı Ödülleri, TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri, Türk Dil Kurumu Ödülleri, İlim Yayma Vakfı Ödülleri, düzenlenen çeşitli törenlerle sahiplerine tevdi edilmiştir. Ödüller, hayatın çeşitli alanlarında olduğu gibi eğitimde de bir motivasyon ve teşvik aracı olarak kullanılır. Zira Türkçemizde meşhur bir söz vardır: Marifet, iltifata tabidir/İltifatsız marifet zayidir. <br>TEKA Dergisi, 2025 yılından itibaren her yıl, çalışmalarıyla temayüz etmiş bir bilim insanımızı, YILIN BİLİM İNSANI ÖDÜLÜ ile ödüllendirme kararı almıştır. Bu bağlamda dergimiz, Türkoloji alanında yaptığı özgün çalışmalarından dolayı Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz’ı, “2025 YILI TÜRKOLOJİ ALANINDA YILIN BİLİM İNSANI ÖDÜLÜ” ile ödüllendirmeye karar vermiştir. Ulusal ve uluslararası düzeylerde birçok ödülün de sahibi olan Prof. Dr. Cengiz Alyılmaz’ın, Türk dünyasında dağ taş demeden maddi ve manevi güçlüklere katlanarak yaptığı çalışmalara dayalı olarak ortaya koyduğu eserler, her türlü takdirin üstündedir. TEKA Dergisi ailesi olarak üstün nitelikteki çalışmalarından dolayı kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.<br>TEKA Dergisi olarak 2026 yılının, ülkemiz ve dünyamız için daha huzurlu bir yıl olmasını diler, bütün okuyucularımızın yeni yılını en iyi dileklerle kutlarız.</p> <p><strong>Prof. Dr. Mehmet ŞİŞMAN</strong><br><strong>Baş Editör</strong><br><strong>Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisi</strong></p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/87Dîvânu Lugâti’t-Türk: Türk Dilinin İlk Sözlüğü2025-11-27T12:43:32+03:00Faruk ÖZTÜRKturkceogretimi@gmail.com<p>Kâşgarlı Mahmud, Kâşgar şehrinin güneybatısındaki Opal köyünde 1008 yılında dünyaya gelmiştir. Eğitimine Opal’de başlamış, daha sonra gençlik yıllarında Kâşgar’da yüksek sınıftan aile çocuklarının devam ettiği Medrese-i Hamîdiyye ve Medrese-i Sâciyye’de okumuştur. Medrese yıllarında zamanının klasik ilimleri yanında Arapça ve Farsça öğrenmiştir. 1057’de babası ve aile fertlerinin saraydaki suikasta kurban gitmelerinin ardından başka ülkelerde geçen uzun gezgincilik yılları sonunda geldiği Bağdat’ta, Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek maksadıyla yazdığı, Türk dilinin ilk sözlüğü <em>Dîvânu Lugâti’t-Türk</em>’ü tamamlayarak 1077 tarihinde halife Muktedî-Biemrillâh’ın oğlu Ebü’l-Kāsım Abdullah’a takdim etmiştir. 1080’de kendi ülkesine dönüp Opal’de kurduğu Medrese-i Mahmûdiyye’de müderrislik yaptıktan sonra doksan yedi yaşında vefat etmiştir.</p> <p><span style="font-size: 0.875rem;">11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed tarafından Araplara Türkçeyi öğretmek amacıyla kaleme alınan eserin hedefi yalnızca bir dil öğretimi kılavuzu değildir; Kâşgarlı Mahmud’un amacı aynı zamanda Türk dilinin, kültürünün ve toplumsal yapısının derinliğini göstermek olmuştur. Eserde yalnızca kelimelerin anlamları değil, aynı zamanda Türk boylarının lehçeleri, şiirleri, atasözleri, coğrafi dağılımları ve yaşayış biçimleri de ayrıntılı biçimde kayıt altına alınmıştır.</span></p> <p>Türklerin yaşadığı şehirleri dolaşarak derlediği lehçeleri ayrıntılı bir şekilde öğrenen Kâşgarlı Mahmud, öğrendiği kelimeleri ve atasözlerini karşılaştırmalı olarak bir kitapta toplamış ve bu kitaba Divânu Lugâti’t-Türk adını vermiştir. 25 Ocak 1072’de yazmağa başladığı kitabı 10 Şubat 1074’te tamamlamıştır. Elimizde bulunan tek nüsha Sâveli Ebû Bekir oğlu Muhammed tarafından yazılışından 192 yıl sonra 1266 Ağustos 1 Pazar günü istinsah edilen nüshadır, başka nüshası bulunmamaktadır. Kaçilin çevirisini bu nüshadan yararlanarak yapmıştır. İlk çevirisi ise Kilisli Muallim Rıfat tarafından 3 cilt olarak 1915-1917 yılları arasında yayınlanmıştır.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/80Global Trends in Student Achievement: Comparative Perspectives of PISA, TIMSS and PIRLS2025-09-03T02:38:00+03:00Ayşen BAKİOĞLUabayraktarbakioglu@gmail.comHatice Esra TANesrasimsektan@gmail.com<p>This review examines comparative education through the analytical lens of international large-scale assessments. After outlining the knowledge economy and globalization as a theoretical background, the paper analyses PISA, TIMSS, and PIRLS in detail (history, scope, competencies assessed, age groups, periodicity, and implementing bodies). It summarizes Turkey’s participation history and rankings, compares the top‑performing countries in recent cycles, and highlights the sustained success of East Asian systems. While international assessments provide a reference point for benchmarking and reform, the paper underscores methodological caveats (measurement invariance, translation, sampling, test mode, inclusiveness). This study offers a critical discussion of Turkey’s educational performance dynamics and examines how high-performing countries’ strategies project onto the local context.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/89An Evaluation of the Centralized Examination System in the Context of the Türkiye Century Maarif Model2025-12-15T18:02:13+03:00Hasan Hüseyin SELVİhasanhuseyinselvi@hotmail.com<p>The theoretical foundation of the Türkiye Century Maarif Model (TYMM) is grounded in a holistic approach to education. Within the vision of the model, the incorporation of learning outcomes—particularly values and dispositions—into the processes of measurement and evaluation constitutes a highly complex endeavor. It is stated that the curricula in TYMM are prepared on the basis of the “Fundamental Principles of Turkish National Education” articulated in Article 2 of Law No. 1739 on National Education. In this study, the model’s approach to assessment and evaluation is examined in light of these fundamental principles. Within the model, assessment and evaluation are conceived as learning evidence and regarded as an inseparable and complementary component of instruction. <br />TYMM places virtue and morality at its core, conceptualizing individual values through actions within the framework of “virtue–value–action.” The evaluation of such higher-order thinking skills should not be confined to traditional, knowledge-based examinations. Increasing the diversity of questions in centralized examinations is considered essential for supporting students’ varied cognitive skills. Nevertheless, multiple-choice examinations, which primarily emphasize academic instruction at the national level, continue to prevail. A direct relationship exists between access to educational services and socio-economic status. The widespread practice of shadow education in Türkiye negatively affects equality of opportunity in education. The profile of secondary schools admitting students through competitive examinations typically consists of individuals with high academic achievement, drawn from socio-economically advantaged families, and selected within an intensely competitive environment. With the implementation of TYMM, no comprehensive transformation has yet been observed in the content of centralized examinations. The issue of equality of opportunity, which is among the Fundamental Principles of Turkish National Education, persists, creating a contradiction with the model’s central vision of cultivating competent and virtuous individuals.<br />The ultimate aim of TYMM is to foster competent and virtuous individuals. Accordingly, not only academic competencies but also learning evidence related to virtues—qualities morally esteemed—must be incorporated into assessment. The functions of honor councils and student award and disciplinary boards, which often remain symbolic in schools, should be strengthened; progression to higher levels of education should not be determined solely by academic achievement in formal courses. Achievements in clubs, social activities, fine arts, and sports should be rendered visible in their impact on centralized examinations. Transforming virtuous behaviors and areas open to development into observable and measurable learning outcomes is of critical importance for realizing the holistic vision of TYMM.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/83OECD’s Ten Steps to Equity in Education as a Source of Policy Learning for the 2023 Education Vision: Problem-Driven Content Analyses2025-11-21T01:42:37+03:00Dilek PEKİNCE KARDAŞd.kardas@alparslan.edu.tr<p>The purpose of this study is to examine the extent to which the Ministry of National Education’s 2018 Education Vision document may have drawn upon the OECD report No More Failures: Ten Steps to Equity in Education in the context of policy learning, taking into account the OECD’s soft power influence on education policies and the development of equitable practices. The document was analyzed through problem-driven content analyses. In the course of the analysis, the problem areas and proposed solutions identified in the OECD report were compared with the objectives outlined in the 2023 Education Vision. The similarities between the two documents were then examined within the framework of instrumental and social learning as forms of policy learning. The findings reveal that in areas such as early school leaving, grade repetition, informed demand in academic selection, prioritization in the vertical distribution of resources, and quantitative equity targets for disadvantaged schools, no evidence of policy learning was observed. On the other hand, objectives related to early childhood education and the allocation of resources to regions with the greatest need appear to exemplify social learning. Instrumental learning, in contrast, was found to occur across a broader spectrum, including the examination system in transitions between education levels, flexible curriculum arrangements, strengthening vocational and technical education, and monitoring student achievement data. Overall, the study demonstrates that the 2023 Education Vision document embodies a rather weak conceptualization of equity in terms of policy learning. Furthermore, it contributes to a broader understanding of how policy learning approaches and different models of equity can influence the design of more equitable education systems.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/86Factors Influencing Students' Sense of Institutional Belonging to the University They Attend2025-12-15T03:39:19+03:00Fayyad AL MOUBARAKfayyadalmoubarak@gmail.com<p>This study aims to examine the factors affecting university students' sense of institutional belonging with a qualitative approach. Using a phenomenological research design, it is aimed to gain an in-depth understanding of students' experiences of belonging. Semi-structured interviews were conducted with 76 students studying at Eskişehir Osmangazi University and the data obtained were analyzed using descriptive analysis method. The findings showed that the factors affecting students' institutional belonging were grouped under six main themes: Academic Factors, Social Factors, Cultural Factors, Emotional Factors, Personal Factors and Geo-physical Environment. Among academic factors, the attractiveness of the courses and the competence of the academics stand out, while club activities and the circle of friends play an important role in social factors. In cultural factors, social activities and cultural organizations reinforce the sense of belonging. In emotional factors, academics' being caring and understanding is decisive, while in personal factors, career goals and job aspirations affect belonging. In geographical-physical environment factors, the location and physical structure of the campus and the facilities offered by the institution stand out. These results emphasize that universities should develop multidimensional strategies to strengthen students' sense of belonging.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisihttps://tekadergisi.com/index.php/pub/article/view/85Organizational Alienation in Educational Institutions Under the Extraordinary Conditions: The Sample of Finike2025-11-25T02:06:44+03:00Erdem GÜLERerdemguler56@hotmail.comSüleyman KARATAŞskaratas@akdeniz.edu.tr<p>It is seen that many studies have been carried out recently in relation to the variables that affect the behaviors and attitudes of the employees. This research aims to determine the organizational alienation of teachers working in primary education institutions under extraordinary conditions. In this study, the Covid-19 epidemic, which affected the whole world, was evaluated as an extreme condition for educational activities. In addition, organizational alienation levels in educational organizations were also examined in this process. In this research, the descriptive survey model was used as one of the quantitative research methods. The research population consists of 562 teachers working in schools in Antalya province Finike in the 2021-2022 Academic Year. Among all public and private schools in the Finike district, 292 teachers working in public primary education institutions and selected through purposeful sampling constituted the sample of this study. During the data collection process of the study, the "personal information form" prepared by the researcher and Elma's (2003) "Work Alienation Scale" were applied to the teachers. To inquire whether there are significant differences between the group means in terms of gender, marital status, and branch variables T-Test was used when the variances were homogeneous for the total and dimensions of the scale. To determine whether there were significant differences between the group means in terms of the seniority variable One-Way Analysis of Variance (ANOVA), one of the parametric tests, was preferred in cases where the variances were homogeneous. According to the findings obtained from the research, it was concluded that the alienation of the teachers working in official primary education institutions during the Covid-19 epidemic process, which is an extraordinary process, occurred at a "moderate" level. It has been determined that there is a positive and significant relationship between the dimensions of powerlessness, meaninglessness, and isolation, which are the sub-dimensions of work alienation. In addition, statistically significant differences were found between the results of work alienation in the variables of teachers' gender, marital status, and professional seniority.</p>2025-12-30T00:00:00+03:00Copyright (c) 2026 Toplum, Eğitim ve Kültür Araştırmaları Dergisi